alıntılar

Geçmişin Kırıkları || Brittainy C. Cherry (Elementler #1) Kitap Yorumu | Alıntılar

10:44

Kitabın Adı: Geçmişin Kırıkları
Özgün Adı: The Air He Breathes
Çeviren: Pınar Bolat
Sayfa Sayısı: 360
Goodreads Puanı: 4,28 (20K+)
Benim Puanım: 4/5




Arka Kapak
Beni Tristan Cole hakkında uyarmışlardı. "Ondan uzak dur," demişlerdi. "O bir pislik." "O duygusuz." "O yaralı."

Birisini dış görünüşüne göre yargılamak, Tristan'a bakıp bir canavar görmek kolaydı. Ama ben bunu yapamazdım. Onun içinde taşıdığı enkazı kabul etmeliydim çünkü benim içimde de bir enkaz vardı. İkimiz de yapayalnızdık. İkimiz de yanımızda olacak birini arıyorduk. Daha fazlasını arıyorduk. İkimiz de geçmişin kırık parçalarını bir araya getirmek istiyorduk. Belki o zaman nasıl nefes alındığını hatırlayabilirdik...

-"5 yıldız!"-
-Maryse's Book Blog-

-"Brittainy C. Cherry büyüleyici bir roman yazmış."
-Aestas Book Blog-

-"Asla unutamayacağım bir hikâye."-
-TotallyBooked Blog-
(Tanıtım Bülteninden)

Benim Yorumum
Neredeyse bir yıldır çıkmasını beklediğim kitap ile herkese merhaba!
Eğer siz de kitabı deli gibi merak edenlerdenseniz (bkz: ben) sıkı durun, Geçmişin Kırıkları beni en çok ağlatan kitap olarak tarihe geçmiş olabilir.
Kitabın ilk bölümünden itibaren park, otobüs, spor salonu, metro demeden her yerde hüngür hüngür ağladım. Barındırdığı duygular beni mahvetti. İki yaralı karakterimiz var: Tristan ve Elizabeth.
Tristan bir kaza sonucu çok sevdiği eşini ve oğlunu kaybediyor, Liz (Elizabeth) de kocasını. İkisi de parçalanmış durumda fakat Liz, Tristan'a kıyasla bununla bir tık daha başarılı bir şekilde başa çıkıyor, bunun sebebi de beş yaşındaki küçük kızı Emma.
Her şeyden önce Emma'dan bahsetmek istiyorum, okuduğum en güzel çocuk karakterlerden biri. Öyle güzel bir enerjisi var ki... Hele zombilere ve mumyalara hayran olması? Bayıldım.
Emma'nın en mutsuz insanları bile gülümsetmek gibi bir yeteneği vardı.
Ben de bunun canlı örneğiydim. (sf. 30)
Kitap oldukça duygusal başladı. Az önce de dediğim gibi, uzunca bir süreyi sadece ağlayarak falan geçirdim sanırım. Karakterler çok mutsuzdu, kayıpları büyüktü ve sevdikleriyle beraber kendi ruhlarını da kaybetmişlerdi. Birbirlerini bulmaları da kolay olmadı, kaybettikleri mutluluğu bulmak için epey çabaladılar. Onların çabası da bana bir sürü altı çizilecek söz olarak döndü. Kitapta öyle güzel satırlar vardı ki, sürekli durup not etme gereği duydum. Kitabın her yeri post-it kaynıyor.
Bakışları daha önce hiç şahit olmadığım kadar hayat doluydu
ama gördüğüm şey mutsuz bir hayattı. (sf. 79).
Kitabı severek okumam bir yana, karakter davranış ve düşüncelerinden hoşlanmadığım bir kısım yüzünden puan kırdım. Belki siz okursanız o kadar da takılmazsınız fakat ön bilgi olmaması için size sadece sayfayı söyleyeceğim. 107. sayfa yüzünden 1 puanı kırmış bulundum ama dediğim gibi, size batmaz ve tam puan verebilirsiniz ya da tam tersi, kitabı hiç sevmeyip daha düşük bir puan da verebilirsiniz.
Şimdi görüşlerime dönersek, bu kitabın kahramanı kesinlikle Liz'di. Okuduğum en güçlü kadın karakterlerden biriydi. Kendisi her ne kadar puan kırma sebebim olsa da (bkz: sf. 107) istikrarlı ve kendinden emin bir karakterdi. Kendine saygısı vardı, özellikle kitabın sonlarına doğru emin oldum bundan.
Tristan ise biraz yanarlı dönerliydi. Oldukça şevkatli, duyarlı ve düşünceli bir adamdı ama kimi zaman ise kendi kabuğuna çekilmesi beni hep tedirgin etti çünkü daha sağlam duran bir karakter olmasını isterdim. Fakat düşününce, her hikâyenin zayıf birine ihtiyacı vardır.
Yalnızlar genelde yalnızları tanırdı.
Bugün, o sakalın ardındaki adamı ilk kez görmeye başlamış gibiydim.
(sf. 80)
Yazarın akıcı dili ve zekice esprileri vardı. Aynı zamanda hiç beklemediğiniz anda patlak veren olaylar güzel bir sürprizdi. En başından beri güven vermediğini düşündüğüm bir karakter vardı ama ondan bu kadar olay çıkacağını hiç düşünmemiştim. Patlak veren olay klişe diyebilirim ama yazar onu öyle güzel saklamış ve o kadar hafif hafif sezdirmiş ki okura, gerçekleştiğinde gözlerim şaşkınlıktan fal taşı gibi açıldı.
Bu kadar paramparça olmuş iki insan
birbirlerinin parçalarını nasıl bulabilmişlerdi? (sf. 138)
Ben kitabı büyük keyif alarak ve çoğunlukla ağlayarak okudum. Rahatsız olduğum tek şey yakınlaşma sahneleriydi, dilerim siz benim beğendiğimden daha fazla beğenirsiniz.
İçinizi ısıtacak ve yeniden umut etmenizi sağlayacak bir kitap arayışındaysanız mutlaka okuyun!

Kitabı satın almak için:




Benzeri Yazılar

0 yorum